BİLİNÇDIŞI VE İYİLEŞME!

Her şey önce düşünceyle başlar, düşüncede var olduktan sonra gerçekte de var olmaya başlar. Yaşam aslında çok basittir, kişi ne ekerse onu biçer. Kişi ruhundaki ve bedenindeki huzursuzlukları bilinçli veya bilinç dışı otomatik olarak kendisi oluşturur. Eğer kişi dinlemesini bilirse bedeni daima onunla konuşur. Bedenin her hücresi, kişinin düşündüğü her düşünceye, söylediği her söze karşılık […]

BİR YASTIKTA KOCAYAMAMAK…

Herkesin hayalinde mutlu ve sağlıklı bir ilişki yaşamak vardır fakat pek çok kişi birlikteliklerde zaman zaman sorunlar yaşar, yaşadığı sorunların sebeplerini bulamaz ve çıkmaza girebilir. Bu durum hem çifti umutsuzluğa düşürür hem de ilişkilerini sekteye uğratır. Çiftler yorulur ve farkında olmadan birbirlerine ve ilişkilerine gereksiz yere zarar verebilir. Evlilikleri sekteye uğratan,ilişkiyi yoran süreçleri ele alalım […]

ÖLÜM VE ÇOCUK

Ölümün olduğu bir yerde daha önemli hiç bir şey olamaz”der Nietzsche..Dünya’nın gözü önünde hoyratça,fütürsuzca ve kalleşçe suç işleyen İsrail Terör Devletinin yaptığı katliamdan en çok çocuklar zarar görüyor maalesef.Gazze’deki yavrular ölüm’ün etkisini bizzat yaşayarak görüyorlar. Ülkemizdeki çocuklarımız,evlatlarımız da her gün işlenen bu cinayetlere bazen televizyonlardan bazen de bizlerden duyduklarıyla şahit oluyorlar.Ölüm kavramını anlatmak,anlamak her yaşta […]

GÖZLER…

Gözler iç dünyamızın dışarıya açılan pencereleridir. Ruhsal durumumuzu, duygularımızı, düşüncelerimizi bakışlarımızdan daha iyi hiçbir şey anlatamaz. Dilimizin söyleyemediklerini bir bakışla ifade ederler. Neşeli olduğumuzda gözlerimizin içi güler. Hep çevremize bakarız, herkesin bize bakmasını isteriz. Gözlerimizle içimizdeki enerjiyi paylaşmak isteriz. Neşemiz olmadığında bakışlarımız donuklaşır, dalar gideriz. Çevremizle ilişki kurmak istemeyiz, uzaklara bakarız. Gözlerimizi kimsenin görmesini istemeyiz. […]

BİLİNÇALTIMIZIN 11 ÖZELLİĞİ

1- Bütün anıları depolar. Hiçbir şeyi silmez. Ana rahminden ölene kadar… Geçici olan ve geçici olmayan her şeyi kaydeder. 0–7 yaş arasında kritik akıl faaliyette olmadığı için her şey doğrudan bilinçaltına kaydedilir, doğru-yanlış, güzel-çirkin, ahlaklı-ahlaksız ayrımı olmadan… Kayıt anında anlamsız olsa bile ilerleyen dönemlerde kaydedilene, yaşantılar sonucu bir anlam yüklenir ve bu anlama göre kişinin […]

YAS SÜRECİNDE GÖRÜLEN YAYGIN BELİRTİLER

Kayıplar insanları farklı şekillerde etkilerken, birçok kişi bir kaybın ardından yas tutarken aşağıdaki belirtileri gösterir. Yasın/kederin ilk safhalarında deliriyormuşsunuz gibi, kötü bir rüya görüyormuşsunuz gibi hissetmek, dini inançlarınızı sorgulamaya başlamak dâhil olmak üzere, neredeyse yaşadığınız her şeyin normal olduğunu unutmayın. Şok ve inanmama – bir kaybın hemen sonrasında, olanları kabul etmek zor olabilir. Ölenin geri […]

NE YAZIK VE NE MUTLU!

* Entelliğini ve tıkıştırılmış bilgilerini, BİLGELİK gibi sunanlara * Nefsin gelgitlerini ve yalanlarını, her AN’da YENİ OLMAYLA karıştıranlara * Kırılganlığını ve kargaşasını,İÇİNE DÖNME ile maskeleyenlere * Bir arpa boyu yol gitmeyi, MARİFET sananlara * Değişik bir şey söylemek için, eski yargıları ters düz edip YENİ YARGILAR söylediğini sananlar. * Anlamsız her şeyi bir araya getirip, YENİ ÇAĞ BİLGİSİ diye anlatanlara * […]

”DİNLEMEK”ZOR ZANAAT!

“Dertlinin hikayesini can kulağıyla dinlesen, bil ki bu ona bir zekattır. Hasta gönüllerin dertlerini dinle. Su ve çamur canın yoksulluğuna sebeptir. Dertlinin gönlü duman dolu bir ev gibidir. Sen onun derdini dinleyerek bir pencere aç. Senin dinleyişinle nefes alır, evinden acı duman çıkmaya bir yol bulur.” Bu dizelerle anlatıyor Mevlana dinlemenin önemini. Dertli birini dinlemek […]

YAŞAMIN FISILTISINI DİNLE!

Zengin bir adam mercedes arabası ile şehirdeki dar bir yoldan geçiyordu. Birden, yoluna aniden fırlayarak elindeki taşı arabasına atan bir çocuk gördü. Kapısına çarpan taşın sesi ile ani fren yapınca, arabası kaldırım taşına çarparak durabildi. Adam öfke ile arabadan fırlayıp, taş atan çocuğu kolundan tutarak sarsmaya ve “Sen ne yapıyorsun serseri, bak arabamı ne hale […]

TV’NİN EFENDİSİ OLALIM, KÖLESİ DEĞİL

1. Televizyon gündüz feneri veya gece lambası değildir; izlemediğimiz zamanlar kapayalım. 2. Televizyon, eş, dost, arkadaş muhabbetinde konuşacak konu kalmadığında başvurulacak bir kaynak değildir; hemen kolaya kaçmayalım, gerekiyorsa sözlük açıp bir kelime bulup onun üzerine konuşalım. 3. Televizyon çocuğumuz (varsa), ağlama ya da öfke krizine girdiğinde, onu hipnotize etmek suretiyle önüne koyup saatlerce orada bırakacağımız […]