Yükleniyor... (0%)
Tel: 0(549) 360 3604 / 0(258) 213 8283

    TV’NİN EFENDİSİ OLALIM, KÖLESİ DEĞİL

    08 Ocak 2016

    1. Televizyon gündüz feneri veya gece lambası değildir; izlemediğimiz zamanlar kapayalım.

    2. Televizyon, eş, dost, arkadaş muhabbetinde konuşacak konu kalmadığında başvurulacak bir kaynak değildir; hemen kolaya kaçmayalım, gerekiyorsa sözlük açıp bir kelime bulup onun üzerine konuşalım.
    3. Televizyon çocuğumuz (varsa), ağlama ya da öfke krizine girdiğinde, onu hipnotize etmek suretiyle önüne koyup saatlerce orada bırakacağımız bir araç değildir. Çocuklar -tıpkı yetişkinler gibi- bir nedene bağlı olarak öfkelenir ya da ağlarlar. Onlarla konuşarak, anlamaya çalışarak sorunun kaynağını bulmaya çalışalım. (buna ayıracak vakit ve enerjimiz yoksa mümkünse çocuk yapmama seçeneğini kullanalım)
    4. (Üçüncü maddeye bağlı olarak) televizyon çocuğumuzun en doğal ihtiyaçlarından biri olan yemek yeme davranışını gerçekleştirmede hokkabaz, palyaço, çeşnicibaşı vs. işlevi olan bir araç değildir. Yemeği mümkünse, çocuğun aç olduğu zamanlarda yemesini sağlayalım.
    5. (Son iki maddeye bağlı olarak) televizyon, çocuğumuzdan beklenilen (uslu durmak, sakin olmak) gibi davranışları yapması şartıyla ödül veya ceza olarak kullanılacak kadar değerli bir araç değildir. Özel bir durum yoksa, sevgi ve ilgi gören, yeterli zaman ayrılan, paylaşımda bulunulan çocuğun sakin olmaması için bir sebep yoktur. Varsa televizyon yerine bir pedagogla görüşelim.
    6. Televizyon, (çoğu filmde örnek gösterildiği üzere) kendimizi mutsuz hissettiğimizde, arkadaşımızla tartıştığımızda, ilişkimiz bittiğinde vs., bir kutu dondurma (ya da cips vb.) alıp kendimizi tıka basa doldurup, cezalandıracağımız bir araç değildir. Özel bir durum yoksa, açık hava yürüyüşü, spor, dertleşmek, neşeli müzik, sanatsal faaliyet vb. etkinlikler ilaç niyetinedir. Yeterli olmaması durumunda bir psikoloğa gidelim.
    7. Televizyon, ahlaken ve vicdanen asla yapmayacağımız dedikodu, kıskançlık, saldırganlık ve şiddet içeren davranışları rasyonelleştiren, kabul edilebilir kılan bir araç değildir. Normal şartlarda yüzümüzü kızartacak, kötü hissetirecek davranışlar içeren programları mümkünse kahve, çay, meyva eşliğinde memnuniyetle kabul edip izlemeyelim. Karşı olduğumuz bir şeyi güle oynaya izleyerek onaylamak nasıl bir yaklaşım düşünelim, cevap bulamamamız durumunda bir psikoloğa gidelim.
    8. Televizyon, binbir güçlükle çalışıp didinirken mutlu olmaya çalıştığımız günümüz hayat şartlarında bizi aşağı çekip, depresyona sokacak bir araç değildir. Salya sümük ağlayan, ağlatan, ineleyen, inleten programlardan uzak duralım. Gülümsemenin sihrini ve gücünü bize unutturan herşeyden uzak duralım. Herşeyin aşırısının zehir olduğunu unutmayalım. Yerinde ve dengeli bir kullanım ile televizyonun kölesi değil efendisi olalım..